Yazar: Tina Hesman Saey
Çeviri: İnter Dayanışma
Cinsiyet, sadece kromozomlarla, üreme hücreleriyle veya herhangi başka bir ikili (binary) ölçütle sınırlı değildir. Çeşitli genetik, çevresel ve gelişimsel faktörler, aynı kişide hem erkeksi hem de kadınsı özelliklerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu yüzden, bilim insanları cinsiyetin tüm karmaşıklığıyla ele alınması gerektiğini söylüyor.
Kansas Eyalet Üniversitesi’nden evrimsel biyolog Sam Sharpe, “Cinsiyet çok yönlü bir özelliktir. Doğumda var olan bileşenler olduğu gibi ergenlikte gelişen bileşenler de vardır ve bunların her biri farklılık gösterebilir” diyor.
Ancak ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’ın ortaya koyduğu biyolojik cinsiyet tanımı, bireyleri yalnızca ürettikleri üreme hücrelerinin boyutuna göre erkek veya kadın olarak sınıflandırıyor. Milyonlarca Amerikalı, kendi suçu olmaksızın bu dar tanıma uymuyor—ve çoğu bunun farkında bile değil.
20 Ocak’ta imzalanan bir kararnamede Trump, insanlarda iki değişmez cinsiyet olduğunu ve kadınların “döllenme sırasında büyük üreme hücresini üreten cinsiyete ait bireyler” olarak tanımlandığını belirtti. Emirde erkekler ise küçük üreme hücresini üretenler olarak tanımlandı.
19 Şubat’ta, yeni atanan Sağlık ve İnsan Hizmetleri (HHS) Bakanı Robert F. Kennedy Jr., federal fonlarla desteklenen sağlık araştırmalarını denetleyen ajansın bu tanımları politika oluştururken kullanacağını duyurdu.
Ancak HHS tanımı, kararnamede olduğundan biraz farklıydı. HHS, erkekleri “üreme sisteminin sperm üretme işlevine sahip olduğu cinsiyete ait bireyler” ve kadınları ise yumurta üreten üreme sistemine sahip bireyler olarak tanımladı.
İsviçre’deki Fribourg Üniversitesi’nden pediatrik endokrinolog Anna Biason-Lauber, “Bu tanım benim için çok rahatsız edici çünkü bir insanı yalnızca üreme yeteneğine indirgemiş oluyor” diyor.
Üstelik Trump’ın tanımı biyolojik olarak doğru değil. Bazı genetik varyasyonlara sahip olan ve hiç üreme hücresi üretmeyen bireyler bu tanımda yer almıyor. Emir, onlar için hiçbir istisna öngörmüyor. Sharpe, “Üreme hücresi olmayan insanlar için bu ne anlama geliyor?” diye soruyor. “Şu anda bunun cevabı yok. Ancak cevaplanması gereken önemli bir soru, çünkü herkes için geçerli olmayan bir cinsiyet tanımı olamaz.”
Kimlerin kimlik kartı alabileceği ya da halka açık tuvaletleri kullanabileceği gibi konularla ilgili bir cinsiyet tanımı, bu çeşitliliği hesaba katmalıdır.
Cinsiyet Karmaşıktır
Trump’ın kararnamesinin doğru olduğu tek nokta, iki tür üreme hücresi (gamet) olduğu: yumurta ve sperm. Yumurta hücreleri spermlerden çok daha büyüktür. New York’taki John Jay Adalet Koleji’nden moleküler evrim biyoloğu Nathan Lents, “Doğanın ikili sisteme en çok yaklaştığı nokta budur” diyor.
Ancak araştırmacılar, cinsiyetin üreme hücrelerinin boyutundan çok daha fazlası olduğunu söylüyor.
Lents, “Biyoloji genellikle ikili sistemlerle çalışmaz” diyor.
Bunun yerine, erkeklere ve kadınlara atfedilen birçok özellik bir spektrum üzerinde yer alır. Erkeklerin ortalama olarak daha uzun olması, daha fazla kas kütlesine sahip olması, daha fazla kırmızı kan hücresi üretmesi ve daha yüksek metabolizmaya sahip olması gibi.
Ancak Lents’e göre, neredeyse hiç kimse kendi cinsiyetinin tüm ölçümlerinde ortalama değerlere tam olarak uymaz. “Pek çok kadın pek çok erkekten daha uzundur. Pek çok kadının metabolizması bazı erkeklerden daha hızlıdır.”
“Biyolojik cinsiyeti yalnızca gametler üzerinden tanımlarsanız, günlük yaşamınızda gerçekten önemli olan birçok şeyi görmezden gelirsiniz. Cinsiyeti basit bir ikili sisteme indirgemek, gerçek hayatta nasıl yaşadığımız açısından pek mantıklı değil.”
Cinsiyet Döllenmede Başlamaz
Döllenme anında hiçbir cinsiyet hücresi üretilmez. Sharpe, “Döllenmiş yumurta gamet üretemez, çünkü tek hücrelidir” diye bunu açıklıyor.
Aslında, cinsiyet gelişimi döllenmeden birkaç hafta sonrasına kadar başlamaz. İnsanlarda bu sürecin kesin zamanlamasını belirlemek zordur, çünkü anne karnında, genellikle gebelik fark edilmeden önce gerçekleşir. Biason-Lauber’a göre, gebeliğin yaklaşık altıncı haftasında, ileride yumurta üretecek olan yumurtalıklar ya da sperm üretecek olan testislerin gelişeceği hücreler ortaya çıkmaya başlar. Ancak birkaç hafta boyunca bu hücreler “birbirinden kesinlikle ayırt edilemez.”
Bilim insanları, embriyoların otomatik olarak kadın olarak geliştiğini, ancak erkek olmak için özel talimatlar gerektiğini düşünüyorlardı. Ancak son on yılda yapılan araştırmalar, bir embriyonun kadın olarak gelişmesi için erkek yapıları parçalamak ve kadın üreme sistemini destekleyen yapılar oluşturmak gerektiğini ortaya koydu.
Yaklaşık sekiz haftalık gebelik sürecinde, testislere dönüşecek olan belirli hücreler testosteron üretmeye başlar. Bu hormon, skrotum (torba) ve penis gibi erkek üreme organlarının gelişimi için önemlidir. Ancak erkekler bu aşamada hala sperm üretmez. Bunun sebebi, gebeliğin 20. haftası civarında testosteron üretiminin azalması ve ergenliğe kadar tekrar yükselmemesidir.
Dişi fetüslerde yumurtalıklar hiçbir cinsiyet hormonu üretmez. Biason-Lauber, rahim, fallop tüpleri ve vajinanın hormonların etkisi olmadan geliştiğini söylüyor. Kadınlar doğduklarında sahip olacakları tüm yumurtalarla doğarlar, ancak bu hücreler ergenliğe kadar olgunlaşmaz ve serbest bırakılmaz.
Cinsiyet Kromozomları Farklıdır
Bu gelişim süreçleri genellikle “cinsiyet kromozomları” olarak adlandırılan X ve Y kromozomları tarafından yönlendirilir. Ancak bu adlandırma tam olarak doğru değildir, çünkü bu iki kromozom, cinsiyet dışında da birçok işlevi yerine getirir.
X kromozomu, kan pıhtılaşması, renk görme ve beyin gelişimi gibi vücudun farklı bölgelerinde işlev gören yüzlerce gen içerir. Daha küçük olan Y kromozomu ise erkek cinsiyet gelişimi ve doğurganlık için önemlidir, ancak bağışıklık sistemi, kalp sağlığı ve kanser üzerinde de etkileri vardır.
Genellikle kadınlar iki X kromozomuna, erkekler ise bir X ve bir Y kromozomuna sahiptir. Ancak Biason-Lauber’e göre bu durumun birçok istisnası vardır. Örneğin, Turner sendromunda kadınlarda iki X kromozomundan birisi bulunmaz ve yumurtalıkları yerine bağ dokusundan oluşan “çizgi gonadları” bulunur. Benzer şekilde, Klinefelter sendromuna sahip erkekler birden fazla X kromozomuna sahiptir ve sperm üretmezler.
Sonuç olarak, bilim insanları cinsiyetin net çizgilerle ayrılan sabit kategoriler olmadığını vurguluyor. Lents, “Cinsiyet ve cinsiyet kimliği biyolojisi çok açık bir şekilde gösteriyor ki, bunlar kesin sınırlarla tanımlanabilecek kavramlar değil” diyor.